Ortaklaşa Çalışmada Ego’nun Etkisi

İnsanların etkin bir şekilde birlikte çalışmasının önündeki en büyük engel nedir? Ken Blanchard Companies kurucusu, yazar Dr. Ken Blanchard’a göre “İnsan Egosu”.

 

Ken Blanchard’ın deyişiyle, insanlar egolarının kölesi olduklarında, etkinlikleri azalır. Bunun nedeni; aşırı tepki veren egolarının neden olduğu sahte gururları ve kendilerinden duydukları şüphenin birleşiminin, bu insanlarda kendi önemleri hakkında yanıltıcı bir fikir oluşturmasıdır. Bu gerçekleştiğinde, insanlar kendilerini kainatın merkezi olarak görür. Kendi gündem, güvenlik, statü ve arzularını, düşünce ve eylemlerinden etkilenen kişilerinkilerden önde tutarlar.

 

Günümüzün iş ortamında, müşterilerin artmakta olan beklentilerini karşılamak için kurumlar, çalışanlarının ortaklaşa çalışmalarına ihtiyaç duyarlarken, bu birleşim yok edici olabilir.

 

İyi haber, bunun bir panzehiri mevcut.

 

 

Konu şahsınızla ilgili değil, bu gerçeği fark edin.

 

Aşırıya kaçan bir egonun ilacı alçakgönüllülüktür. Kurumsal hayat açısından alçakgönüllülük demek, işin tümüyle şahsınızla ilgili değil de hizmet verdiğiniz kişiler ve onların gereksinimleriyle ilgili olduğunu kavramak demektir.

 

Liderler açısından alçakgönüllülük demek ise, liderin iş tanımının ‘müşterileri kuruma bağlayacak personelin işe alımı ile onlara motivasyon verecek bir iş ortamı yaratılması ve sürdürülmesi’ olduğunu kavraması demektir.

 

 

 

 

 

Hep yeni şeyler öğrenmeye bakın.

 

Egonun dengelenmesinde ikinci araç hep öğrenci kalmaktır. İster lider olun, ister bireysel katılımcı; açık fikirli olun, etrafınızdaki kişilere kulak verin, onlardan her an yeni bir şeyler öğrenmeye açık olun, siz hep öğrenci kalın.

 

“Öğrenmeye meraklı mısınız?” diye sorar Blanchard. “Çünkü eğer bu soruya yanıtınız hayır ise, yeni şeyler öğrenmiyorsanız, bütün yanıtları bildiğinizi sanıyorsunuz demektir.”

 

Şöyle devam eder: “Hal böyleyse, ne kimseyle ortaklaşa çalışmak ne de kimseyle eşgüdümlü çalışmak istiyorsunuz demektir.”

 

Blanchard başka bir kurumla beraber çalışma planı olduğunda küçük bir test yapar. Potansiyel Ortaklaşa çalışmanın katılımcılarıyla tanıştıktan sonra, tarafların kendi yollarında devam etmeleri halinde neler olabileceğini hayal eder.

 

Bunu da şöyle açıklar: “Onlar farklı bir ofise girse, biz farklı bir ofise girsek; hedeflenen çalışmayı onlarsız da gerçekleştirebilir miyiz? Bunu yapabiliyorsak, birlikte çalışmaya gerek yok demektir. Yapamıyorsak anlaşmak ve ortaklaşa çalışmak zorundayız demektir.”

 

İnsanlar bütün soruların yanıtlarını bildiklerini, hiç bir yardıma gereksinim duymadıklarını sanıyorlarsa, ortaklaşa çalışmayı düşünmüyorlar demektir. Tam da bu nedenle, bütün soruların yanıtlarını bilmediğini kabul eden, açık fikirli bir yaklaşım çok önemlidir.

 

“Hiç birimiz hepimiz kadar akıllı değiliz”; diye devam ediyor Blanchard. “Bu da şu demek, bir artı bir aslında ikiden çok daha fazla eder.”

 

 

Kendinize bir ortak bulun.

 

Sonraki adımda, birlikte çalışacağınız bir ortak bulun. Sizin nasıl yapılacağını henüz öğrenemediğiniz ya da bilemediğiniz konularda beceri ve şevki yüksek bir kişi olsun.

 

Ken Blanchard, geri dönüp geçen yıllarına baktığında, 42 farklı kitabın yazımında birlikte çalıştığı 50 farklı yazarla çalışma deneyimi için “Genelde insanlar birbirleriyle yarışacakları korkusuyla paylaşımdan kaçarlar. Biz birbirimizle hiç yarışmadık. Aksine birbirimizin tamamlayıcısı olduk.”

 

 

 

Paylaşılan bir amaç oluşturun.

 

Sağlıklı bir kurumsal ortaklaşa çalışma ve bireysel egoyu en aza indirgeme yolunda dördüncü ve son nokta kişileri ortak bir vizyon etrafında toplamak—bireylerden daha büyük bir ortak vizyon için harekete geçirmektir. Her bir katılımcı net olarak tanımlanmış ortak bir amacı, bu yoldaki işlemleri, düzenleme ve uygulamaları paylaştığında nelerin başarıldığına inanamayacaksınız.

 

Blanchard’ın özellikle kullanmak istediği; kurumun bütün çalışanları, uçağı bir sonraki uçuşa daha hızlı hazırlamaları halinde ek bir uçuş kazanacaklarını, böylece önemli bir rekabet avantajı elde edeceklerini, bunun da doğal olarak aynı uçaktan alınan gelirde bir artış olarak yansıyacağını gayet iyi biliyor.

 

“Uçağı 12 dakika içinde hazırlamak gerektiğinde, bir bakıyorsunuz pilotlar bile temizlik için kolları sıvamış—herkes yardımcı olmaya çalışıyor, herkes bir işin ucundan tutuyor. Bu benim işim değil demiyorlar, bu iş bizim bölümün işi değil demiyorlar” diye açıklıyor Blanchard.

 

Southwest ileriye taşıyan motor gücü olarak tanımladığı üç değer sayıyor: Savaşçı ruh, hizmet için atan bir kalp ve müşteri memnuniyetini öne, egoyu geri plana çeken eğlenceye önem veren bir tutum.

 

Günümüzde, bir ortağa ihtiyacınız var.

 

Ortaklaşa çalışmanın yararları saymakla bitmez. En dikkat çekici olan, hem işletmenin içinde hem dışında olacak şekilde müşteri ilişkilerinde iyileşme. İnsanların birlikte çalışmalarından yeni fikirler, yaratıcı çözümler ortaya çıkacağı için ortaklaşa çalışma arttıkça performanslar da artacaktır, satışlar da.

 

Bugünün hızlı iş ortamında, müşteri memnuniyetini sağlamak ve işletmenin büyümesini sürdürmek için gereken tüm becerileri geliştirebilmeniz olası değildir. Buna zamanınız yetmez. Gün ortaklaşa çalışma günüdür. Sizde olmayan beceriler kimdeyse, şirketin içinde ya da dışında, kim bu donanıma sahipse onunla ortaklaşa çalışmalısınız. Bu sinerjiyle bir artı birin toplamı ikiden çok fazla edecek, müşteriye hizmette gereken uzmanlık avantajını size sağlayacak, büyümenize ve şirketin refahına giden yolu açacaktır.

 

Egoların işletmenizin yolunu kesmesine izin vermeyin. İşletmenizin ortak hedefler yolundaki işbirliklerinde verimli mi çalışacağını, yoksa tam aksi yönde işlevsiz mi kalacağını belirleyecek olan öğe, sadece kendini kollama eğilimleriyle nasıl başa çıkacağınızdır.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın