İşine Tutkuyla Bağlı Bir İşgücü Yaratmak İçin Karşılamanız Gereken Sekiz Çalışan İhtiyacı

Çalışanların işlerinden, liderlerinden ve kurumlarından beklentileri her gün daha da artıyor. Birey olarak kabul görmek, kendilerini ifade etme şansına sahip olmak istiyorlar. İşyerlerinin, onlardaki gizli yetenekleri ortaya çıkarmasını ve potansiyellerini geliştirmeye yardımcı olmasını bekliyorlar.

Rekabet avantajı sağlamada en önemli kaynaklarının çalışanların gizli enerjisi olduğunu gören kurumlar, personelin daha istekli çalışması için yollar arıyorlar. Önemli olan bu gücü serbest bırakmanın püf noktalarını bulabilmek. Bu durum, arabanızın güçlü motoruna rağmen el freni çekili şekilde ilerlemeye çalışmaya benziyor. Freni indirmeyi başardığınızda ne olur? Araba ileri doğru fırlar. Bugün kurumların karşı karşıya olduğu durum da, bunun aynısıdır. İşletmenin beygir gücü, çalışanların gizli yeteneklerinin birleşimde saklanmıştır, yöneticiler el frenini indirmeyi başaramadıkları için, bu saklı güçten yararlanamazlar.

Gelecekte başarı hedefleyen bir kurum için bu enerjiyi uykuda tutmanın bedeli çok yüksektir. İçinde bulunduğumuz global rekabet ortamında, sınırlı kaynaklar ve artan müşteri beklentileri karşısında, oyunun içinde yer almaya devam etmek istiyorsanız, motorunuzun tüm silindirlerini ateşlemeniz gerekecektir. Bu da liderlerin çalışanlarının ihtiyaçları karşında daha farkında, esnek ve yanıtlayıcı olmaları, ayrıca bu ihtiyaçları olabildiğince eksiksiz karşılayacak bir çalışma ortamının sağlanması anlamına gelir.

 

Çalışanlar İşyerlerinden Ne Bekler?

The Ken Blanchard Companies’in araştırması: Çalışan Tutkusu : Bağlılığın Yeni Kuralları, çalışanların performanslarının en iyisini ortaya koymalarını sağlamak adına işverenlerin karşılaması gereken sekiz ihtiyaç tanımlanmıştır. Bunların herhangi biri karşılanmadığında, fren pedalındaki ayak, frene basmaya devam eder.

1. Anlamlı İş: İnsanlar yaptıkları işin hem kuruma hem de daha büyük bir amaca bağlı olarak emek vermeye değer ve önemli olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarlar. Kurum vizyonunu dikkate aldıklarında gittikleri yönü, sağladıkları katkıyı görmek, kurum kültürünü benimsediklerini hissetmek ve kurumun varlık nedenini bilmek isterler.

2. İşbirliği: Çalışanlar: motive edici, ilham veren ortamların ve insanların birbirlerine başarılı olmaları için yardımcı olduğu işyerlerinin özlemini duyuyorlar.

3. Açıklık/Dürüstlük: Çalışanlar ücretlerinde, kazançlarında ve iş yükü paylaşımında adil ve dengeli işverenlerle, karşılıklı saygı çerçevesinde çalışmak isterler. Liderlerin ve kurumun bir bütün olarak hem kendilerine, hem de müşterilerine karşı davranışlarında dürüst ve adil davranmasını beklerler. Son olarak, çalışanların kurumlarından ayrılmalarının birinci sebebinin, doğruluk ve adaletin kaybolduğuna inanmaları olduğunu, araştırmaların sonuçlarında görüyoruz.

4. Özerklik: Çalışanlar görevlerini yerine getirirken işlerinin nasıl yapılacağı konusunda katkı ve etkiyi sağladıklarını görmek; kendi işleri hakkında karar verebilecek bilgi ve beceriye sahip olduklarını hissetmek isterler.

5. Kabul Görme: İnsanlar takdir edilmeye, değer verilmeye ya da hedeflerini gerçekleştirmekte olduklarının fark edilmesine ihtiyaç duyarlar.

6. Gelişim: Kariyerinde ilerlemeyi sağlayacak yeni bilgiler edinme, işinde gelişme ve becerilerini artırma fırsatlarına sahip olmak da bir temel gereksinimdir. Ayrıca, bireysel bir kariyer planlaması sürecinin parçası olduğunu bilmek isterler.

7. Liderle İlişki: Çalışanlar kendileriyle bilgileri paylaşan ve ilişki kurma çabası içinde olan liderler isterler. Çalışanların daha ileriye gitmeye, performanslarını daha yukarıya taşımaya hevesli oldukları bir iş ortamı yaratmanın anahtarı, dürüstlük ve karşılıklı güvene dayanan sağlam bir ilişki kurmaktan geçer.

8. İş Arkadaşlarıyla İlişkiler: Liderle sağlam bir ilişki kadar, iş arkadaşlarıyla da sağlam ilişkiler kurulmuş olması, işlerine gönülden bağlı çalışanların ortaya çıkmasını pekiştirecektir.

 

Yeni Gerçek

İşinin uzmanı, nitelikli çalışanların iş yerleri arası transfer oranının yüksek olduğu günümüz ortamında, işverenlerin de çalışanları cezbetmenin ve ellerinde tutmanın yollarını bulmaları gerekir. Yüksek ücret, artık tek çözüm olmaktan çıkmıştır. Günümüzde çalışanlar çok daha fazla şeyler beklerler. İşe katkılarının değerli bulunduğu ve ödüllendirildiği fırsatlar kollarlar—işlerine kendi katkılarını sergileyebilecekleri ve kendilerine ek değer katacak iş yerlerini, yükselme adına önlerinin açık olduğunu görecekleri, bir farklılık yaratacaklarına inandıkları seçenekleri ararlar.

Bu nedenle liderlik konseptinin yeniden tanımlanması gerekir. Kısa vadeli sonuçlara odaklanmış emir komuta ve kontrol tarzındaki liderlik anlayışının yerine, uzun vadeli sonuçlara odaklanmış katılımcı ve bireylerin memnuniyetine dayalı bir anlayış daha uygun olacaktır.

Bir çok kurumda bugün kullanılmakta olan günlük yönetim uygulamaları, değişmek zorunda kalacak. Nedeni oldukça basit: Çalışanların çoğu, yöneticilerinden beklediklerini alamıyorlar ve bu durum performanslarını olumsuz etkiliyor. Birlikte çalıştığınız kişileri harekete geçirecek ve geliştirecek bir iş ortamı yaratmak arzusundaysanız, aşağıdaki sorular başlangıç için size rehber olacaktır.

  • Takımınızın her bir elemanını hangi ölçüde harekete geçirebiliyorsunuz?
  • Bireyleri takım yararına ve kurum yararına daha verimli çalışmaya yönlendirmek için hangi spesifik adımları atabilirsiniz?
  • Takımınız elemanlarıyla aranızda bir bağ oluştu mu? Hem bireysel hem profesyonel düzeyde onlarla ilgileniyor musunuz?
  • Etrafınızdaki kişileri gelişimleri için nasıl yüreklendiriyorsunuz?

Günümüzün başarılı liderleri, çevrelerindekilere esneme payı bırakan, onların bilgilerini artırabileceği ve becerilerini geliştirebileceği ortamlar yaratan liderlerdir. Çalışanlar, sadece emirler verip tüm gelişimi yönlendirenlerle çalışmak istemezler. Aksine günümüzde çalışanların liderden beklediği, hedeflerine ulaşmalarında kendilerine destek olup koçluk yapmasıdır.

En iyi liderler—liderlikte çıtayı yükseltenler—sonuçlara ve ilişkilere eşit oranda değer verirler. Zaten kurumun uzun süre hayatta kalması ve uzun vadede başarılı olması için her ikisi de önemlidir. Ne biri, ne diğeri… Her ikisi birlikte! Uzun bir süre liderler, bir tercih yapmaları gerektiğini sandılar. Büyümek ve gelişmek isteyen şirketlerin ihtiyacı olan liderler, çalışanları şirketin en önemli varlığı olarak gören liderler değil; “Çalışanlar şirketin kendisidir. Nokta!” diyebilen liderlerdir.

 

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın