“Kişisel Değil, Sadece İş” Sözüne Siz Nasıl Bakıyorsunuz?

İş hayatında insanlarla olan ilişkimizi düşünmek en kafa karıştırıcı konulardan biridir. Bir taraftan, kurumun kurucularının, liderlerinin ve çalışanlarının başarmayı umduğu şeyler gerçekleştirebilmek için birbirimize ihtiyacımız var.

 

Takım içinde “ben” yoktur ve en büyük başarılar birlikte çalışan insanların sayesinde gerçekleştirilmektedir. Bir kurumun değerleri içinde yer alan “ En büyük varlığımız insanlardır.” İfadesi kişisel yaklaşımı ortaya koymaktadır.

 

Diğer yandan, “Doğru insanları takıma almayı ve yanlış olanları takımdan çıkarmayı” dileriz. Bu kadar basit gelmektedir. İnsanları işe seçerken yavaş hareket etmemiz ve işten çıkaracağımız zamansa hızlı hareket etmemiz yönünde öğüt verilmiştir. İşte bu da kişisel olmayan bir yaklaşımdır.

 

Liderlerin çalışanlarla ilgili duygusal ikileme düşmeleri dünya çapında üretim yapan bir kurumda en sonunda bir karar alınmasına neden oldu. Tüm ölçümlerde kurum kötü zaman geçiriyordu. Birkaç toplu işten çıkarmaya rağmen başarı için doğru formülü oluşturma konusunda sıkıntı yaşıyorlardı. Son bir başarısızlıktan sonra, Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür, Çalışanların “meseleyi kişisel olarak almalarını” istedi ve bazı çalışanların evden çalışmak yerine iş yerinden çalışmaya dönmelerini istedi. Çünkü herkesin “görev başında olması” gerekiyordu.

 

Bu mantıklı görünüyor. Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür, çalışanların bunu gerçekten hissetmesini istiyordu. Ancak, çalışanların acı dolu işten çıkarmalar yaşamasından dolayı bu yaklaşım gerçek bir bağlılık yaratabilecek miydi, asıl soru işte buydu.

 

Liderler, çalışanlardan işi kişisel olarak düşünmelerini talep edip de daha sonra tam tersi bir yaklaşım sergilerlerse ve yaptıklarını kişisel olarak almamalarını isterlerse bu düşüncesiz ve tek taraflı bir yaklaşımdır.  Çalışan motivasyonu ile ilgili yaptığımız araştırma ortaya koyuyor ki çalışanlar, dengeli, adil bir temele dayanan ve art niyetten uzak, sıcak ve destekleyici ilişkilere ihtiyaç duyuyorlar. Bir başka deyişle, ilk öğretimde olduğu gibi kimse kullanıldığını hissetmek istemiyor.

 

Peki siz nasıl yaklaşıyorsunuz?

 

“Kişisel değil, sadece iş” inancına siz nasıl yaklaşıyorsunuz? İş ile çalışanlarınızın motivasyonu arasındaki bağlara nasıl bakiyorsunuz?

 

Bir üst düzey lider, iş ve kurumsal hayatın doğal olarak kişisel olduğunu, tarafların birbirine bağlı olduklarını ve insani boyutunun önemini kabul ettiğinde en doğrusunu yapacaktır. Eğer liderler çalışanlarından sadece kendilerine uyduğu zaman işe “kişisel bir mesele olarak” bakmalarını isterlerse, çalışanlar da yöneticilerine ve kuruma aynı çelişkili duygularla yaklaşacaktır. Bu durumda, “ kişisel değil sadece iş” olumsuz döngüsü devam edecek ve hiçbir zaman son bulmayacaktır. Çalışanları böyle yaptıkları için suçlamamalıyız. Ne de olsa onlar bunu kendi liderlerinden öğrendiler.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın