Çalışan Bağlılığı İle İlgili Problem

Çalışan Bağlılığı çok önemli bir kavşakta bulunuyor. Uzun yıllar süren çalışan bağlılığı anketlerinden sonra, kurumlara göre çalışan bağlılığını iyileştirmek onu ölçmekten çok daha zor.

 

Anketler ele alınması gereken alanları tanımlamakta yardım ediyor. Ancak iş bu konuda alınan puanları yükseltmeye gelince, gerekli faydayı sağlamıyor. Aksine, beklenen iyileşme gerçekleşmediği için umutların yerini alayc bir tutum alıyor.

 

The Ken Blanchard Companies danışmanlık Hizmetleri Direktörü Bob Freytag Etkile Bülten’de yaptığı röportajda kurumların harekete geçmesi gerektiğini vurguluyor.

“Durgun ya da kötü giden çalışan bağlılığı puanları liderlik temellerinizin sağlam olmadığını gösterir. Bu temelleri yerleştirmek, zaman, odaklanma ve stratejik değişim gerektirir.” diyor.

 

“Çalışan bağlılığı anketleri bir kurumda mevcut durum ile yapılabilecekler arasında dinamik bir gerilim oluşturur. En iyi liderler bu ihtiyaçların üzerine eğilir; değişimin sponsoru ve bayraktarı olurlar.”

 

The Ken Blanchard Companies’in çalışan tutkusunun yüksek olduğu iş ortamını etkileyen faktörlerle ilgili yaptığı araştırma üç temel odak alanı tanımlıyor: Kurumsal faktörler, iş faktörleri ve ilişki faktörleri.  Çalışanların en iyi performansı sergileyebilmesi için farklı kademede yer alan tüm yöneticiler bu alanlara yönelik ihtiyaçlara karşılık vermelidir.

 

Kurumsal Faktörler, adil tutum, büyüme ve performans beklentilerini içerir. İş Faktörleri; anlamlı iş, özerklik, iş çeşitliliği, iş-özel hayat dengesidir. İlişki faktörleri ise liderle bağ kurmak, iş arkadaşları ile bağ kurmak, iş birliği ve geribildirimdir.

 

Kurumsal düzeyde, üst düzey yöneticiler, kurumun sistemlerini, politikalarını ve prosedürlerini şekillendirmek için çalışabilir. İş Düzeyinde, yöneticiler ve şefler çalışanların her alandaki ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığını araştırabilir ve her bir faktördeki koşulların iyileştirilmesi için neler yapılabileceğine bakabilir. İlişki Faktörleri ile ilgili alınan puanlar için tüm liderler harekete geçmeli ve kurum içindeki insanların ilişkilerini iyileştirmek için ne yapılabileceğine bakmalıdır.

 

Freytag, “Ancak liderler meseleleri doğrudan ele almalıdır. Belirsiz ve muğlak olmamalılar”. diye uyarıyor. İnsanlara yolu net görmeleri için yardım edin ve neyin mümkün olduğunu gösterin. Lider olarak öneminizi fark edin. Liderler genellikle diğer herkes gibi işe gelip giderken kendi sorumluluklarını yerine getirirler. Ancak bunu yaparken kendi rollerinin önemini unuturlar.

 

“Liderlerin her zaman etki sahibi olduklarını hatırlamaları gerekiyor. Bu konuda bir seçim hakkınız yok. Tek yapabileceğiniz seçim, nasıl bir etkiye sahip olmak istediğinize karar vermekle ilgilidir.”

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın