Kurumsal Zorunluluklar ile Çalışan İhtiyaçları Arasında Kalmak

İyi bir yönetici hem kurumsal çıkarları  gözetmeli hem de bağlı çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Buna rağmen her ikisini aynı anda yapmak zaman zaman zor gelebilir. İkisi arasında denge kurmaya çalışırken kutuplaşma dediğimiz iki farklı bakış açısı arasında kalabilirsiniz. Böyle bir durumda, her ikisi de doğru olmak üzere iki bakış açısı vardır.  Örneğin, bir kişiyle olan ilişkinizi değerlendirirken  kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:  “Onunla mı ilgilenmeliyim  yoksa  görevlerini ne kadar yapabilir durumda olduğuyla mı ilgilenmeliyim?”

 

İyi niyetli bir yönetici olarak çalışanlarınızın ihtiyaçlarına dikkat ederken işlerin ne kadar yerine getirildiğini de önem vermelisiniz.  Sadece bağlı çalışanlarınızı düşünür ve yapılması gereken görevleri görmezden gelirseniz,  tatmin edici bir sonuç alamazsınız.  İşlerin yapılmasına odaklanmak ve  bunu korumak gerekirken, çalışanlarınızın ihtiyaçlarını görmezden gelmeniz de tatmin edici bir çözüm olamaz.

Polarity Management: Identifying and Managing Unsolvable Problems  kitabının yazarı Barry Johnson kutuplaşma yönetimini çözülemeyen problemlerin tanımlanması ve yönetilmesi olarak tanımlıyor. Kutuplaşma, bir durumun  birbiriyle bağlı iki ya da daha fazla cevabı olduğunda ortaya çıkar.

 

Her ne kadar hem kurum hem de çalışan için en iyi sonucu istesek de  bunu zaman zaman başarmak imkansızdır. Bazen durumlar ters gidebilir. Ancak hiçbir şey sonsuza kadar sürmez ve amacımız hep iyiye gitmek ve olumsuzlukları en aza indirmektir.

 

Kutuplaşma durumunda ne yapmalıyız?

 

Kurumsal zorunluluklar ve bireysel ihtiyaçlar arasında denge kurmak problemiyle karşı karşıya kalan yöneticiler için bazı adımlar önerebiliriz:

 

  1. Zor bir durumda kaldığınızı hissediyorsanız,  gerçekten kalmışsınız demektir.  Zaman zaman bu durumun ne kadar zor olduğunu ve bunaldığınızı hissetmek doğru bir tepkidir.
  2. Çalışanınız ile empati kurun – onu iyi dinleyin. Anlaşıldığını hissetmesini sağlayın ve durumun ne gerektirdiğini görüşün. Çoğunlukla insanlar anlaşıldığını hissettiğinde farklı tercihler yapma ve bir meseleye farklı bir açıdan yaklaşma gücü ve isteğine kavuşur.
  3. Problemi birlikte yaratıcı bir şekilde birlikte çözmeye çalışın. Yönetici olmanız tüm cevapları bildiğiniz anlamına gelmez. Birlikte yaratıcı bir çözüm bulmayı deneyin. Birlikte yürüyüşe çıkın. Stanford Üniversitesinin yaptığı bir araştırma 6-15 dakikalık bir yürüyüşün yaratıcı düşünmeyi %60 artırdığını ortaya koyuyor.
  4. Kendinizle ilgilenin – yoğun stresi ve başkaları için endişelenmeyi kaldırabilmek için kendinize özen göstermeniz gerekir.  Sabırlı, nazik, adil ve dengeli olmak için iyi dinlenmiş olmak, kan şekeri değerlerini korumak ve derin nefes almak önemlidir.

 

Yeni bir Düşünme Biçimi

 

Herkesin çalışma ortamı ile ilgili ihtiyaçları, düşünceleri ve duyguları vardır. Bunlara dikkat edilmelidir.  Kurum, stratejik hedeflere ve operasyonel zorunluluklara daima dikkat etmelidir. Aynı şekilde çalışanların da zaman zaman fazladan çaba ve hatta fedakarlık yapması gerekebilir. Bir yönetici olarak kendinizi ortada dengeyi korumakla yükümlü bulabilirsiniz.  Tek bir cevabı olan problemler yerine kutuplaşma yaratan problemlerle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bu problemlere karşılık vermek için yepyeni bir düşünce biçimine kavuşmanız gerekir. Bu yeni düşünce biçimini destekleyecek en iyi yöntemlerden biri Kutuplaşma Yönetimidir.

 

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın