İş-Özel Hayat Dengesini Boş Verip Şu 5 Konuya Odaklanın

İş-özel hayat dengesi  bir yanılgı. Aslında bu ifade bile  kendi içinde bir tezat. “Çalışmak”, “hayat”ınızdan bağımsız olarak yaptığınız bir şey mi? “Hayatınız, çalışmayı içermiyor mu? Şimdi de denge kelimesinin anlamını düşünün; “bir eşitlik durumu veya bir miktar veya ağırlığın eşit dağıtılma durumu”.  Kendimizi gerçekleştirebilmenin kişisel ve profesyonel hayatlarımızı dengede tutmak ve eşit öncelik vermek anlamına geldiği fikrine kapılıyoruz., iki seçenek arasında yanlış bir ikileme yol açıyor ve hiçbirine yüzde yüz kendimizi veremediğimizi düşünüp; devamlı suçluluk hissediyoruz.

Onun yerine iş-özel hayat uyumunu aramalıyız. Uyumun tanımını düşünelim; “parçaların tutarlı, düzenli ya da tatmin edici düzenlenmesi; ahenk”. İş Özel hayat uyumu,  yaşama yönelik bütünleşmiş bütünsel bir yaklaşıma dayanmaktadır. Bu yaklaşımda iş ve oyun her insanda farklı oranda bileşir. Size uyumun nasıl göründüğünü tarif edemem fakat bunu kendiniz bulabilmeniz için beş yol paylaşabilirim.

  1. Hayattaki amacınız ile ilgili net olun – Öncelikle şunu bilmeniz gerekiyor, siz değerlisiniz. Varlığınız şans eseri değil; bir amaç için yaratıldınız ve bu gezegende sizden bir tane daha yok. İkinci olarak amacınızı netleştirmek, size odaklanma, yön ve hayatınızın her alanında da enerji sağlayacaktır. Benim hayat amacım yetenek ve becerilerimi bir hizmetkâr lider ve gerçeğin bir elçisi olmak için kullanmak. Nasıl yaşadığımı – yaşamam için enerji veren, önceliklerimi belirlediğimi, hayatta aslında neyin önemli olduğunu aydınlatan ve yaptığım her şey de amaç ve perspektif kazandıran aslında hep bu birleştirici güç.
  2. Mutluluk değil, huzur – Toplumumuz “istediğin her şeye sahip olabilirsiniz.” yalanını çok güzel satıyor. Önce buna inanıyoruz, sonra da harika bir CEO, mükemmel bir ebeveyn, takımın süper koçu ve kendini adamış bir gönüllü olmamızın mümkün olmadığını fark ettiğimizde de neden mutsuz olduğumuzu merak ediyoruz. “Mutluluk” günümüzün en popüler konularından biri. Hem sunulan kaynaklar çok hem de uzmanlar hayattaki en önemli amacımızın mutluluğa kavuşmak olması gerektiğini söylüyor. Aslında mutluluk şartlarımıza bağlıdır. Oysa huzur, hayat amacınızı yaşamanızın verdiği derinden gelen mutluluk ve tatmin duygusundan kaynaklanır. Mutluluk tabi ki iyidir fakat gerçek bir iş-özel hayat uyumu, huzuru bulduğunuzda gelir. Mutluluk gelir-gider, ancak huzur kalıcıdır.
  3. Ömrün mevsimlerini anlayın – ömür dediğimiz şey, mevsimlerle tanımlanır, tıpkı doğada olduğu gibi. İlkbahar yazın habercisi, sonra Sonbahar gelir ve ardından da Kış. Hayatımızın her mevsiminde de önceliklerimiz değişik olacaktır. Genç yetişkinler olarak eğitimizi tamamlamak, kariyer oluşturmak??, bir aile oluşturmak, deneyim kazandıkça yaptığımız işteki tesir ve etkimizin artmasını veya yeni bir liderlik neslini başlatmayı isteriz. Odaklandığımız alanlar gelgitli olacaktır. Belirli bir amaç doğrultusunda hareket edildiğinse ise doğru zamanda ve doğru şekilde hepsi uyumlu hale gelecekler.
  4. Makul/mantıklı sınırları belirlemek – hayat amacınız, temel değerler ve inançlar konusunda net olduğunuzda; zamanınız, yetenek ve varlıklarınızın kullanımı ile ilgili akıllıca kararlar verebilirsiniz. Hayatınızda en önemli yere sahip önceliklerinize odaklanmanızı sağlayabilecek sistem ve yapıları kurarak iş-özel hayat dengenizi destekleyebilirsiniz. Nehirdeki setler suyun yönünü ve akışını destekleyen sınırlardır. Bu sınırlar olmadan nehir kocaman bir su birikintisinden başka bir şey olmaz. Sağlıklı sınırlar belirlemek sizi doğru yöne odaklanmanızı ve o doğrultuda kalmanıza yardım eder.
  5. Anda kalın– uyum yerine iş-özel hayat dengesi zihniyetiyle hareket ettiğinizde sürekli hayatınızın tek bir yönüne fazla zaman ayırdığınızı düşünerek zihninizi yorarsınız. Bu da stres, gerginlik ve suçluluk hissine sebep olur çünkü hep dengesizlik hissederiz, diğerinin pahasına hayatımızın hep tek bir alanına çok fazla zaman ve enerji harcıyoruzdur. Sonuç ise hiç bir zaman tamamen anda kalamayız ve hayatımızın tüm alanlarına tam olarak kendimizi veremeyiz. İşteyken, zihinsel olarak aslında evde ne yapmamız gerektiğine kafayı takarız. Evdeyken kendimizi eve ve ailemize tam olarak veremeyiz çünkü kafamız işte yapmamız gerekenlerle meşguldur. Buna artık bir son vermeli! Anda kalmak ve odaklanmak Neşemizi/keyfimizi ve tatmin duygumuzu  artmasını sağlar. Bu da hayatımızın tüm alanlarında bizim için çok faydalı olacaktır.

İş-özel hayat uyumunu başarmak tabi ki kolay değil. Deneyeceğiz ve hatta arada bir başarısız da olacağız. Ancak bununla birlikte neyin işe yarayıp neyin yaramadığını da öğreneceğiz. Zamanınızı ve enerjinizi nasıl kullandığınızı devamlı değerlendirip yeniden düzenleyeceksiniz. Daha az stres, iç ferahlığı kazanacaksınız ve hayatınızda yaptıklarınıza kendinizi daha çok adayacak ve tutkunuz artacak.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın