Liderliğinizi Kökten Değiştirecek 2 Kelime

“Sana güveniyorum.”

İkili ilişkilerde güven oluşturma söz konusu olduğunda birisinin ilk adımı atması gerekir. Biri, biraz da incinmeyi göze alarak ilk adımı atıp karşısındaki kişide güven oluşturmaya istekli olmalı. Riskli mi? Kesinlikle! Ancak risk yoksa güvene ihtiyaç da yoktur!

Şimdi, bir iş ortamı düşünelim. Sizce ilk hamleyi kim yapar; lider mi onu izleyen kişi mi? Bazıları güvenin önce hak edilmesi gerektiğini söyleyecektir. Bu durumda ilk hamleyi yapacak olan kişi izleyen kişi olur. Bu kişi, belli bir süre içinde tutarlı davranarak güveni hak ettiğini göstermelidir ki lider de her geçen gün daha fazla güven oluşturmaya çalışsın. Gerçekten de mantıklı ve kesinlikle geçerli.

Bana göre ise ilk hamleyi yapmak liderin sorumluluğu olmalı. Bağlı çalışanlarına güven verme, aralarında güveni oluşturma ve koruma liderin görevidir. Neden mi? Çünkü bağlı çalışanının kendisini takip etmesini sağlamak liderin işidir. Liderliği yaratmak çalışanın sorumluluğu değildir. Takip edilmeyi sağlamak (yani takımın, departmanın ve/veya kurumun hedeflerine ulaşabilmesi için çalışan bir grup insanı etkilemek) için güven temel unsurdur ve onu oluşturmak, büyütmek ve korumak da liderlik için en önemli ve öncelikli konudur.

İlk adımı atıp “sana güveniyorum” dediğinizde hem kelime hem de eylem olarak aslında şunları yaparsınız:

  • İnsanları yetkilendirirsiniz – İnsan kendine güvenildiğini bilirse özgürleşir; sorumluluk alır ve işlerini sahiplenir. Ve fakat güven ve kontrol birbirinin zıddıdır. Kontrolün bizde olmasını istiyorsak, başkalarına güvenmeyiz. Bu da aşırı denetim veya çalışanları çok yakından izlemeye yol açar, bu şekilde de onların girişkenlikleri azalır ve motivasyonları düşer. Güven vermek ise kontrol etmeyi bırakmak ve gücü başkalarına aktarmak demektir.
  • Yeniliği teşvik edersiniz – İnsanlar kendilerine güvenildiğini bildiklerinde risk almaya, yeni fikirler üretmeye ve sorunlara yaratıcı çözümler getirmeye daha istekli olurlar. Buna karşılık kendilerine güvenilmediğini düşünen çalışanlar ise sadece idare edecek kadar yani minimum düzeyde iş yaparlar ve niteliklerini gizleyerek yöneticilerinin gözünün önünde olmamaya gayret ederler.
  • Gerçek potansiyellerini ortaya çıkarırsınız – Güven, çalışanların yapabildiklerinden fazlasını yapabilmelerini sağlayacak olan bir kaldıraç gibidir. Kendilerine güvenildiğini düşünen kişiler daha iyi bir iş ortaya koymak için daha fazla efor sarf ederler çünkü yöneticilerinin ya da kurumlarının hayal kırıklığına uğramalarını istemezler. Kendilerine güvenildiği hissi, insanlara yavaş yavaş sorumluluk duygusunu ve gururu aşılar ve başarılı olmak için gösterdikleri çabayı da ateşler.
  • Başka konulara odaklanabilmek için size zaman kalır – İnsanlara güvenmediğinizde ne olur? Sonunda bütün işleri siz yapar hale gelirsiniz. Liderlik, insanların hem kendi hem de kurumun hedeflerine ulaşabilmelerini sağlamak için onları geliştirmektir. Peki, bu zaman alır mı? Evet. Zor bir iş mi? Evet. Buna değer mi? Kesinlikle! Takımınızla aranızda güven oluşturun ve onu geliştirin. Böylece önünüzdeki kritik liderlik görevleriniz için de zaman ayırabilirsiniz.

Şimdi önemli bir noktaya daha değinmek istiyorum. Söylemeye çalıştığım şey tabii ki liderlerin durup değerlendirmeden herkese güven vermesi değil. Yeterli olmayan ya da kendisine güvenilebileceğini göstermemiş kişilere tamamen güven vermek saçma olacaktır. Ben, ilişkinin durum ve özgün gerekliliklerine dayanarak güven düzeyini geliştirmekten bahsediyorum. Liderler, karşılarındaki kişilere ne kadar güven verdiklerini görmek için mantıklı ve doğru bir değerlendirme yapmalılar. Bu da küçük oranlarda güven ile başlar, ardından kişi de güvenilirliğini zaman içinde gösterdikçe güven artarak yüksek düzeylere ulaşır.  Ama asıl nokta, birisinin bu güven ilişkisi içinde ilk adımı atması gerektiği.

 

Liderler – bunu yapan siz olmalısınız!

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın