Güç Sahibi Olmanın 4 Yolu ve Bunu İyilik İçin Kullanma

Güç. Kelimenin kendisi bile hemen tesir yaratıyor. Siz “güç” kelimesini duyduğunuzda ne hissediyorsunuz? Belki de üst kademelerin alt kademe üzerinde güce sahip olduğu bir organizasyonel bir şema hayal ettiniz. Mutlak hakimiyet ile başkalarını boyunduruğu altına almış bir kişiyi temsil eden bir demir yumruk hayal etmiş de olabilirsiniz. Belki de güç kelimesi eski olumsuz tecrübeleriniz yüzünden gerginlik yarattı. Tam tersi de olabilir; belki de güç kelimesi, size enerji ve heyecan verdi ve içinizde uyanan bu enerji ile insanları ve durumları etkilemek istediniz.

Güç, her ilişkimizde dinamik bir şekilde var.  İlişkilerimizin potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarmak için gücü doğru bir şekilde yönetmeliyiz. Aslında özünde gücün ahlaki bir değeri yok, Güç ne iyi ne de kötü. Onun değerini belirleyen şey, gücü kullanma şeklimizdir.

Peki güç nedir? Onu nasıl kazanırız? Ve sahip olduğumuzda da onu onu nasıl koruruz? The Power Paradox: How we gain and lose influence kitabının yazarı ve U.C Berkeley üniversitesinde psikoloji profesörü olan Dacher Keltner, kitabında;  gücü nasıl kazandığımıza ve nasıl sürdürdüğümüze, gücün neden iyi olabileceğine, onu ne zaman kötüye kullandığımıza ve güçsüzlüğün tehlikeli sonuçlarına yer verdiği yirmi “güç prensibini” paylaşıyor.

Keltner gücü, dünyada bir değişim yaratabilme kapasitesi olarak tanımlıyor.  Özellikle de sosyal ağlar aracılığıyla başkalarını etkileyip harekete geçirerek! Başkalarının ihtiyaç ve isteklerine odaklanmak burada kilit nokta ve dört özel yöntem var: Empatiyle yaklaşma, verme, minnettarlığını gösterme ve hikayeler anlatma. Bu yöntemler gücü geliştirir ve zaman içinde de kalıcı olmasını sağlar.

Kalıcı Güç, Başkalarına Odaklanma ile Gelir

  1. Kalıcı güç empati ile gelir. Başka insanların ne hissettiğine odaklandığımızda empati göstermiş olursunuz. Kendimizi, karşımızdaki kişinin duygularını anlayabilmek için onun kişisel özelliklerine, diline, ifade şekline ve ses tonuna göre ayarlarız. Bu da karşımızdaki kişinin savunma kalkanlarını kullanmadan kendisi gibi davranabileceği bir bağ ve güven hissinin oluşmasını sağlar. Empatiyi birkaç pratik yöntemle destekleyebiliriz: açık uçlu sorular sormak, aktif bir şekilde dinlemek, kendi tavsiyesini söylemeden önce karşısındakinin söz konusu durumda ne yapacağını sormak, daha az yetkiye sahip kişilerin de fikirlerini almak.
  2. Kalıcı güç ancak vererek mümkün olur. Karşılığında hiçbir beklenti olmadan vermek, güven yaratma konusunda çok etkilidir. Böylece insanlar, ilişkilerde size güç vermeye istekli olurlar. Keltner vermenin belli bir şekline odaklanıyor: dokunmak. İster siyasetçilerin el sıkışması, sporcuların beşlik çakmaları ya da bir yöneticinin sırta destekleyici bir sıvazlama olsun, insan dokunuşunda inanılmaz bir güç vardır. Omza güven verici bir dokunuş ya da sıcak bir kucaklama beyinde oksitosin salgılanmasını ve güven, işbirliği ve paylaşımı teşvik eden nöro-kimyasal bir süreç başlatır. Ayrıca kan basıncını düşürürken stres hormonu salgılanmasının yarattığı olumsuz etkilerle de savaşır. Vermenin en önemli ilkesi, insanların iyi niyetli olmasını sağlayacak şekilde ödül vermek ve takdir göstermektir.

 “Kalıcı güce giden anahtar basittir: Başkalarına odaklanın. Onların ihtiyaçlarına, kendi ihtiyaçlarınızmış gibi öncelik verin. Hedeflenen sonuca ulaşmaları için insanların içindeki kötüyü değil iyiyi ortaya çıkarın. Dünyada bir fark yaratmaktan duydukları memnuniyetten keyif almaya bakın.” – Dacher Keltner 

  1. Kalıcı güç minnettarlığı ifade etmekten gelir. Minnettarlık; bize verilen bir şeyden duyduğumuz şükran duygusudur. Bu; bir deneyim, bir kişi, fırsat veya herhangi bir şey için olabilir. Burada en önemli nokta; bunun bize verilen bir şey olmasıdır, kazandığımız değil. Minnettarlığı göstermek bir bakıma başkalarına itibar sunmak demektir ve bunu değişik şekillerde de yapabiliriz. İnsanları başkalarının içinde takdir ederek; bir not veya e-posta ile güzel ve onaylayıcı bir yazıyla ya da onlarla daha fazla zaman geçirerek bunu yapabiliriz. Minnettarlığın ifade edilmesi takım içerisinde iyi niyetin yayılmasına ve sosyal bağların güçlenmesine yol açar.
  2. Kalıcı Güç, insanları birleştiren hikayeler anlatmak ile sağlanır. Abraham Lincoln, önemli gerçekleri aktarmak ve insanları ortak bir hedefte birleştirmek için hikaye anlatmanın gücünü çok iyi kullanan liderlerden biridir. Ailelerin, spor takımlarının, iş yerlerinin ve her çeşit kurumun geçmişini anlatan bir hikayesi vardır.  İnsanlar; Üyesi oldukları  grubun hikayelerini dinleyerek kimliklerini oluşturur ve grup içindeki yerlerini anlarlar.  Hikayeler, etrafımızda olan biteni anlamamıza da yardımcı olur. Karşılaştığımız zorluklarla nasıl başa çıkacağımızı bize gösterirler. Hikayeler bizleri bir araya getirir ve gücün paylaşmasını sağlarlar. Gücün paylaşılması ise kurumsal hayatta çok önemlidir.

Güç genellikle olumsuz olarak algılanır.  Çoğu kişi, gücü kendi çıkarını koruyan ve başkaları üzerinde hakimiyet kuran entrikacı çabalarla bağdaştırır. Böyle olmak zorunda değil. Gücün en iyi kullanım şekli başkalarına yadım etmektir.  Keltner’in dört yöntemi güç kazanmak ve onu sürdürmek için harika bir yoldur. Dünyada olumlu bir fark yaratmak için insanları etkilemenize yardım eder.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın