Bireysel Çalışma mı Grup Çalışması mı?

Bir işi yalnız yapmak ile diğerleriyle yapmak arasında kaldınız mı? Muhtemelen kalmışsınızdır. Böyle bir durumda etraflıca düşünürsünüz:

 

–Eğer yalnız yaparsam, kararları daha hızlı alabilirim. Alternatif düşünceleri sıralamak ve insanları fikirlerini değiştirmek için ikna etmek zorunda kalmam. Kendime düşen işi yapmak için başkalarının işinin bitirmesini beklemem gerekmez.  Üstelik, tek başıma çalışsam bile şansıma iyi sonuçlanacaktır. Öte yandan …

 

–Başkalarıyla yaparsam, daha iyi bir sonuç ortaya koyabiliriz. Çünkü daha fazla fikir dikkate alınır. Meseleler hakkında konuşmak, tek başına göremediğim şeyleri görmeme fırsat verir. ISürece ne kadar fazla insan dahil olursa nihai kararı sahiplenen o kadar çok olur. Üstelik verilen karar, onların tercih ettiği olmasa bile bu geçerlidir.

 

Özetlemek gerekirse, tek başına yapmak  muhtemeeln daha hızlı sonuç almayı sağlar,  alternatifleri göz önüne almazsınız. Bir grupla birlikte yapmak daha iyi sonuçlar almanızı sağlar ama insanlarla uğraşmanız gerekebilir.
İyi haber, ikisinden birini seçmeniz gerekmez.  İki yaklaşımın en iyi yönlerini birleştirmek için size üç strateji sunuyoruz:

 

 

  1. Seyirci kalma etkisine karşılık vererek herkesin odaklanmasını sağlayın. İnsanlar gruplar halinde çalıştıklarında, tek başına çalışırken hissettikleri sorumluluk  duygusunu hissetmezler. Harekete geçmek için daha az eğilimlidirler. Örneğin, bir grup insan ağır bir şeyler taşıyan birini gördüğünde ne olur? Grup içindeki herkes, büyük olasılıkla bir diğerinin yardım etmesini bekler. Oysa tek başına görmüş  olsa muhtemelen  yardıma ihtiyaç duyan kişiye kendisi yardım edecektir. “Herkes sorumlu olduğunda, kimse sorumlu değildir.” Sorumluluğu netleştirin. “ Herkes  toplantılara daha çok katılmalı” demeyin, Bunun yerine, “Her birinizin gündemdeki konulara daha çok katılım göstermesini istiyoruz.” deyin.
  2. Rekabeti işbirliği ile değiştirin. Rekabet, grup içinde gruplar arasında olduğu kadar büyük bir sorun değildir. Aynı kişi grup içinde ve grup dışında tamamen farklı davranabilir. Özellikle, İnsanlar bir takım üyesi olduklarında takımı sahiplenirler. Bir takım içinde nadiren “o- ben” ben ayrımı vardır. Ama “Onlar- bizler” ayrımını sıklıkla gruplaşmalarda duyaruz. Bunun temel nedeni güvendir. İnsanlar başka gruplara şüpheyle yaklaşır. Bir başka grubun üyesi kabul edilebilir ancak başka bir gruba kolay kolay güvenilmez.
  3. İstem dışı körlüğü azaltın. Görüşmeler sırasında dışardan gelen dikkat dağıtıcı unsurları mümkün olduğu kadar azaltın. Büyük ihtimalle Simons and Chabris video sunu görmüşsünüzdür. İnsanlar bir gorilin geldiğini görmezler. Çünkü maçı izlemeye dalmışlardır. İnsanlar , fazlasıyla dış uyarıcılar tarafından meşgul ediliyor.  Onları bir toplantı için bir araya getirin, bakın nasıl kaosa dönüşüyor.  İşte bu kaos sonuçlara odaklanmayı ortadan kaldırıyor.

 

 

Takımlar iyi iş çıkaran çalışanlara ihtiyaç duyar. Ancak, iyi iş çıkaran çalışanlar da takımlara aynı derecede gereksinim duyarlar.  İşte bu takımlar, iyi liderlik ister. Liderler, takımları ve bireyleri gerektiği gibi sorumluluk üstlenmelerini sağlarsa ve üstlendikleri işler konusunda hesap verebilmelerini isterlerse; rekabet yerine işbirliğini desteklerlerse; ve bireyin odağı kadar takımın odağını da korurlarsa her ikisinin de en iyi performansı ortaya koymasını sağlarlar.

 

Yazar Hakkında

 

Kitapları çok satan yazarlardan olan Dr. Dick Ruhe , konuşmacı ve The Ken Blanchard Companies danışman ortağıdır.

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın