Özür Dilemekten Kaçınmayın

Çoğumuzun özür dilemekten gerçekten zorlandığını fark ettim. Bunu kendimde bile gözlemledim. Kötü davranışımız için sorumluluğu almakta zorlanmamızın bir sebebi, hata yapmanın kötü bir şey olarak algılanmasıdır. Bir başka ifadeyle, pek çoğumuza göre hata yapmak etik değildir. Sonuç olarak özür dilemekten de kötü bir şeymiş gibi kaçınırız.

Özür dilemekte zorlanmamız tamamıyla gurur ve ego ile alakalıdır. Gerçekten içten özür dilediğimizde egomuzu kenara koyarak dürüst oluruz. Özür dilediğimizde sözümüzün arkasında durmuş oluruz çünkü böylece hata yaptığımızı ya da olmak istediğimiz kişiyle ters düştüğümüzü kabul etmiş oluruz.

Egomuzu tehdit eden zorlukları olsa da aslında içten ettiğimiz özürler bizim sahip olduğumuz en güçlü silahlarımızdan biridir. Hatta özür dilemek başlı başına öyle güçlüdür ki Margret McBride ile birlikte The Fourth Secret of the One Minute Manager (Bir Dakika Yöneticisinin Dördüncü Sırrı) isimli bir kitap (bile) yazdık.

Ne zaman birine karşı bir hatam olduğunu düşünsem Bir Dakika Özrünü uygulamaya çalışıyorum:

  • Hatanızı kabul edip özür dile
  • Sebep olduğun zarar için sorumluluğu üstlen
  • Tavrını değiştireceğini taahhüt ederek hatanı telafi etmeye çalışı

Bir Dakika Özrünün sonunda neden af dilenmesi gerektiğini söylemediğimi merak etmiş olabilirsiniz. Çünkü dilemeniz gerektiğini düşünmüyorum. Af dilemek, incittiğiniz ya da hata yaptığınız kişiye sizi affedip affetmeme baskısını yükler. Bir Dakika Özründe ise siz kendi üstünüze düşen görevi yerine getirmiş oluyorsunuz. İşte bu yüzden de özrü, davranışınızı değiştireceğinize dair bir taahhüt ile sonlandırıyorsunuz.

Özür dilemek konuyu kapatma fırsatı verir. Kötü bir şey yapıp da telafi etmezseniz, size sıkıntı çıkarır ve enerjinizi tüketir. Gerekeni yaparsanız meseleye bir son verirsiniz.

Kendi hayatımdan bir örnek ise Annie ilgili. Kendisi benim Cornell’den sınıf arkadaşım ve aynı zamanda eşim Margie’nin çok yakın arkadaşı. Kızı da aynı bizim gibi Cornell’e gitti ve harika bir kızdı. Birkaç yıl önce yürüyüş yaparken öldürüldü.

Bu olaydan sonra Annie’yi ve kocasını aramak istedim fakat hiç yap(a)madım. Kızlarının ölümü karşısında çok şaşırmış ve üzülmüş olmama rağmen ne onlara çiçek gönderdim ne de bir mesaj. O kadar meşguldüm ki  ne bir şey yapabilecek ne de söyleyebilecek fırsatım  oldu. Bu durumdan çok rahatsız oldum.

Birkaç yıl sonra sokakta yürürken Annie’yi gördüm ve hemen karşıya geçip ona sımsıkı sarıldım. “Annie, senden özür dilemek istiyorum. Kızını kaybettiğinde sana ulaşmak istedim. Bu korkunç bir olay ve o öyle harika bir çocuktu ki! Arayamadım…Öyle kötü hissettim ki!” diyebildim. Hemen gözleri doldu, ağlamaya başladı ve özrüm için minnettar olduğunu söyledi. Zaman zaman neden benden haber alamadığını düşünmüş. Sanırım artık ikimiz de bu durumu sona erdirmiş olduk.

Bundan sonra yanlış bir şey yaparsanız ve sıkıntının sizi kemirmesine izin vermeyin. Kendinizi zorlayın ve durumu sahiplenerek Bir Dakika Özrünün ne kadar güçlü olduğunu  kendiniz deneyin.

Yazar Hakkında

Ken Blanchard, Kurucu Ortak, The Ken Blanchard Companies

 

Konuya benzer diğer yazılar...

Bir Cevap Yazın